Dünya batıdan doğuya
dönmekte idi..
Bir anda bir adam fark
etti ki aslında dünya doğudan batıya dönüyordu
Başka bir adam başka bir
şehirde dünyanın aslında dönme-mekte olduğunu iddia ediyordu..
Sonra karar verdiler
Birlikte son vereceklerdi
bu bilinmeze
Cevap arayacaklardı
akıllarına gelip durmakta olan sorulara
Mantık arayacaklardı..
Yaşanmışlıklar vardı
Başka şehirlerde, başka
insanlarla, başka açılarda
Alınan kararlar, verilen
sözler vardı
Acısıyla tatlısıyla
bambaşka hayatlar vardı
Bir araya gelip dünyanın
nereye dönmekte olduğunu sorgulamaya kalkıştıklarında
Bir türlü bulamadılar
cevabını
Bir cevap var mıydı?
Belki de vardı..
Hayatı göreceli yaşayan
insanlarız çoğunlukta..
Okyanusun dibinde birer
kum tanesi derler bizler için
Doğrudur
Milyonlarca kalp her gün
çarpmakta iken
Biz kendimizi ne çok
önemsemekteyiz
Ya da önemseme-memiz
gereken onca şeye
Ne türlü anlamlar
yüklemekteyiz?
Biz sorular sorarken
cevaplar bulamazken
Birileri biliyor mu
gerçekleri diye düşünmekteyiz..
Benim aklımda onca soru
var cevap bekleyen..
Örneğin yaşamın başı var
ama son dediğin yeni bir başlangıç mıdır yoksa bir veda mıdır yalnızca?
Biz mi büyütmekteyiz
beyinlerimizde?
Veda ise
Boşuna mı böylesine
önemsemekteyiz kendimizi ve başkalarını?
Yok olup gidilecek günün
birinde diye…
Ya da aşk var mı?
Yoksa kalp
keşfedemedikleri için mi atıp durmakta?
Sonra sıkılmakta…
Sıkılınca çekip gidemeyen
insanlar
Vefa duyguları
vicdanlarını kurcalamakta olduğu için mi daha iyi olmakta?
Yoksa daha mı kötü ?
Hırs var mı?
Başarı?
Bir şeyi elde etmek
uğruna çalışıp didinmek sonrasında elde etmek yetiyor mu?
Yoksa hep daha fazlası mı
geliyor akıllarımıza?
İnsanoğlu doyumsuz..
Şüphesiz hep daha fazlası
geliyor..
Sonra hayallerimiz var
her daim
Düşünüyorum da seksen
yaşında bir dedenin de hayalleri var
On yaşında bir çocuğun da
Ruh denilen şey
yaşlanmıyor demek ki
Yaşlanan yalnızca
bedenlerimiz
Eskiyen yalnızca tenimiz
On yaşında bir kız çocuğu
seksen yaşında bir dedeyle sohbet edebiliyorsa sıkılmadan
Ya da seksen yaşında bir
dede on yaşında bir kız çocuğuna hayallerini anlatabiliyorsa
Biz değiliz eskiyen
İnsanoğlu yaşlanmıyor
Yıpranmıyor
Öğreniyor yalnızca
Güçleniyor
Sonra bir gün geliyor
Ölüp gidiyor
Ölümden sonra hayat var
mı?
Belki de var
Kim bilir
Yaşayıp göreceğiz
Yaşlanıp göreceğiz..
Düşünüyorum da
Çok da önemsememek gerek
hayatı
Çok fazla anlamlar
yüklememek gerek
Kırmamak gerek
sevdiklerimizi
Sahip olmayı bilmek ve
istemek gerek
Çünkü hayat çok kısa
Ve çünkü bilemeyiz bizi
nelerin beklediğini
O sebeple sevdiklerimizi
mutlu etmek gerek
Çünkü en büyük
mutluluktur
Sevdiklerini güldürebilmek
Ve en büyük hazdır
Yaşamaktan sevdiklerinle
keyif alabilmek…
Herkese sevdikleriyle
yaşlanacağı kocaman mutluluklar diliyorum
Baharın yerini kışa
bırakmakta olduğu
Bu günlerde
Sevdiklerinize yarın
kaybedecekmiş korkusuyla değer vermekte olduğunuz
Ve cesur cümleler
kurduğunuz
Yarın veda edecekmiş gibi
yaşamakta olduğunuz
Mutlu günler diliyorum..
Mutlu geceler İstanbul’a
:)

