Beyaz saçları vardı
Sanki kar yağmış yazın
ortasında..
Dudakları titreyerek
konuşuyordu
Hafif bir esinti ve
Uzakta bi deniz kokusu..
Adamın içinde umut..
Gözleri öyle güzel
bakıyordu ki
Öyle derin..
Anlamlar yüklemeye
çalışmıyordu hayata
Onun için hayat iki minik
tavşanın ağzının ucundaydı..
Onların kendisine ve o
sokaktan geçmekte olan binlerce insanın hayatlarına
İyi dileklerde bulunup
denize atmaktan ibaretti..
Tek bir bakışta
Beyaz saçlı, ağır alkol
kokan, ayakta durmakta zorlanan,
Pamuk gibi bir adam..
Sevilebilir mi?
Öyle derin ve öyle gerçek
bakabiliyorsa evet,
Sevilebilir…
Tavşanları sevdim önce. Sonra
adını bile bilmediğim o adam
Bir dilek seçti önce
Sonra bir niyet.
Heyecanlandım..
Tam biri sarı diğeri mavi
iki kağıt seçecekken sordum
Burada kötü bir şey yazar
mıydı?
Yazarsa çekmeyecektim..
Sorarken biliyordum
aslında cevabı..
O adam, sokakta, gece
yarısı, çiçeklerini anlatıp tavşanlarını sevmekteyken,
Hayatını kazanmaya
çalıştığı sabaha karşı zamanlardan birinde,
Ve gülümsemekteyken en
güzel enerjisiyle
Kötü ne yazabilirdi ki
kağıtlarda ?
Yazmıyordu da..
Denize atmadım henüz,
Günü geldiğinde atacağım
elbet
Öyle söyledi beyaz saçlı
pamuk dede..
İyi dilekler için
ödediğimiz bir kaç liradan sonra
Ben de bir birayı hak
ettim öyleyse dedi..
Yeterince içmişti aslında
Ama öyle içten, öyle
sevimli, öyle gerçekti ki sesi
Gözleri..
Onun cumartesi gecesi
Taksim’in tenha köşelerinden birinde
İçmekte olduğu bira,
benim şuana kadar içtiğim en güzel biralardan bile daha güzeldi..
Daha keyifliydi
Daha gerçekti..
Uzun uzun sohbet ettik
Kızım bana bira aldı dedi
geçip giden birilerine..
Bir tek adını sormadım
Yeniden karşılaşır mıyız
bilmiyorum, sanmıyorum
Ama 27 kocaman yıl
boyunca tokuşturduğum belki de tadı en güzel biraydı o gece içtiğim..
Şerefe o pamuk dedeye:)
Tüm güzellikler seninle
olsun,
Sen hep böyle gülümse
Ki oradan geçip durmakta
olan binlerce enkaz senin tavşanlarının seçimleriyle gülümseyebilsin geceye
Sen gülümse pamuk dede..
şerefe :)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder