my playlist

19 Haziran 2012 Salı

Hayat dedi ki..


Her şey yolunda gitmekteyken dur ve düşün dedi,
Sessiz ol, az yorumla olup bitenleri ve gizemli ol dedi..
İçindeki ses çok konuşmak istedi susturuldu
Yorum yapmak istedi bastırıldı
Özgürlük istedi ertelendi
Sahip olmak istedi sonra
Olamadı
Evrendeki her sesin zaten çoktandır sahibi vardı..
Mutlu olmak istedi
Kendi içinde kendi sesiyle
Karşı koymak istedi
Kalabalıklar arasında belki de yalnız olmak istedi
Korkutuldu..
Vazgeçti sonunda
Ses uzaktan gelmeye başladı, dinlemedi..
Duymamaya başladı sonra
Az sonra görmemeye
En sonunda da olup bitenleri, başına gelenleri başka bir hayatı izler gibi izledi..

Bir gün geldi
Gece yarısını on geçerken zaman
Karar verdi
Akışına bırakacaktı hayatı
Şans verecekti..
Gerçek kararlar alındıkları zamanlarda korkular sonsuza dek kaybolurmuş karanlıkta
İrade hayatta bir insanın başına gelebilecek belki de en kötü şeymiş..
İradeli insanlar vazgeçermiş
Hayat sona doğru yürürken fark etti ki
Gözlerin gördüğü
Kulakların duyduğu
Yakınlardaki seslerin konuştuğu
Uğultular, fısıltılar, korkular..
Senin önemsemekte olduğun
Boşunaymış aslında...
Başkalarının korkularını yaşamamalı insan
Çok iradeli olmaya çalışırken geçip giden hayatı kaçırmamalı
Oluruna bırakmalı
Her yeni günün alternatifi bir sonraki günmüş aslında

Hayat dedi ki;
Ben her daim şans tanıdım sizlere
Kullanmayı bilenlere
Hırslarının gölgesinde kaybolmayan yüreklere
Durdu sonra
Ve güneş doğuyordu
Bu kez sordu

Ne kadar önemsedin ki kendini dünya dönmekteyken
Evrende anlamı bile olmayan küçücük hesapların peşinde koştun?
Sen kendini ne kadar önemse-medin ki
Kalbinin sesini susturdun?
Sen kendini ne kadar önemsemedin ki
Başkalarının gölgesi oldun
Başka hayatların kararları
Ne acı ki piyonları oldun?

Sustu sonra hayat
Yine gerektiğinden fazla konuşmuştu
Nefes aldı
Adım attı
Akışına bıraktı
Her birey seçimlerini yaşayacaktı..
O yalnızca arada sırada
Her şey yolunda gitmekteyken
Gittiği sanılırken
Dur ve düşün diyecekti..
Kapadı gözlerini kulaklarını
Susturdu sesini
Kalbini aldı yanına
Derin bir nefes aldı
Duymadı görmedi bilmedi
Sormadı..
Ertelemedi
Rol yapmadı..
Öyle kısa ki hayat
İçinizdeki ses size bir şeyleri yapmanızı söylüyorsa
İradeniz yapacağınız şeye zıt düşüyorsa
Kalabalıklar sizi korkutuyorsa
Durmayın
Ses ne diyorsa yapın..
Hayat öyle tecrübeli ki
Kadercilik oynama diyor sana
Adalet var
Sese doğru yürü diyor
Zaman kaybetme diyor
Hayat öyle tecrübeli ki
Kaybolma diyor
Mecbur olma diyor..
Rüzgarı dinle
Belki de başka bir hayatta
Bu kez aynı zamanlarda..

11 Haziran 2012 Pazartesi

Pamuk dede


Beyaz saçları vardı
Sanki kar yağmış yazın ortasında..
Dudakları titreyerek konuşuyordu
Hafif bir esinti ve
Uzakta bi deniz kokusu..
Adamın içinde umut..
Gözleri öyle güzel bakıyordu ki
Öyle derin..
Anlamlar yüklemeye çalışmıyordu hayata
Onun için hayat iki minik tavşanın ağzının ucundaydı..
Onların kendisine ve o sokaktan geçmekte olan binlerce insanın hayatlarına
İyi dileklerde bulunup denize atmaktan ibaretti..
Tek bir bakışta
Beyaz saçlı, ağır alkol kokan, ayakta durmakta zorlanan,
Pamuk gibi bir adam..
Sevilebilir mi?
Öyle derin ve öyle gerçek bakabiliyorsa evet,
Sevilebilir…

Tavşanları sevdim önce. Sonra adını bile bilmediğim o adam
Bir dilek seçti önce
Sonra bir niyet.
Heyecanlandım..
Tam biri sarı diğeri mavi iki kağıt seçecekken sordum
Burada kötü bir şey yazar mıydı?
Yazarsa çekmeyecektim..
Sorarken biliyordum aslında cevabı..
O adam, sokakta, gece yarısı, çiçeklerini anlatıp tavşanlarını sevmekteyken,
Hayatını kazanmaya çalıştığı sabaha karşı zamanlardan birinde,
Ve gülümsemekteyken en güzel enerjisiyle
Kötü ne yazabilirdi ki kağıtlarda ?
Yazmıyordu da..
Denize atmadım henüz,
Günü geldiğinde atacağım elbet
Öyle söyledi beyaz saçlı pamuk dede..
İyi dilekler için ödediğimiz bir kaç liradan sonra
Ben de bir birayı hak ettim öyleyse dedi..
Yeterince içmişti aslında
Ama öyle içten, öyle sevimli, öyle gerçekti ki sesi
Gözleri..
Onun cumartesi gecesi Taksim’in tenha köşelerinden birinde
İçmekte olduğu bira, benim şuana kadar içtiğim en güzel biralardan bile daha güzeldi..
Daha keyifliydi
Daha gerçekti..
Uzun uzun sohbet ettik
Kızım bana bira aldı dedi geçip giden birilerine..
Bir tek adını sormadım
Yeniden karşılaşır mıyız bilmiyorum, sanmıyorum
Ama 27 kocaman yıl boyunca tokuşturduğum belki de tadı en güzel biraydı o gece içtiğim..
Şerefe o pamuk dedeye:)
Tüm güzellikler seninle olsun,
Sen hep böyle gülümse
Ki oradan geçip durmakta olan binlerce enkaz senin tavşanlarının seçimleriyle gülümseyebilsin geceye
Sen gülümse pamuk dede..
şerefe :)

4 Haziran 2012 Pazartesi

Nar taneleri...

Bir şarkı çalıyordu
Ses çok tanıdık çok yakın bir o kadar da uzakti
Yabancıydi
Dinledim
Rumeli hisarında kirmizi bır kadeh şarap içerken hayal ettiğinizde kendinizi
Kalp atışlarınız hizlanirken Deniz'i gördüğünüzde
Kokuyu içinize çektiğinizde
Nar taneleri hayallerinizi süslemeye başladığında
Ve birdenbire bir parçası oldugunda hayatınızın
Yeni tatlar kattığında ve soluklarıniz kesildiğinde aniden
Beklenmedik bir masalın kahramanı oluverdiginizde
Ay dünyaya yaklaştığında
Hiç korkmadiginizda
Güneş doğarken uyandığınızda
Uzaklarda bir yerlerde evinizde hissettiğinizde
Yakınlarınızda fonda çok hafif bir ses anlamlar kattığında hayatınıza
Her yeni gün yepyeni bir masala uyandığınızda....
Teşekkür ettiginizde
 Nar taneleri büyümekteyken içinizde bir yerlerde
Siz onlardan kocaman bir kale yaptığınızda
Yaz geldiginde
Siz o kale kapisinda nöbet tutarken
İçeri kimseler giremediginde..
Bı çiçek ektiğinizde
Susadiginda
Suladiginizda
Buyudugunde
Gördüğünüzde ve hissettiginizde..
Hosgeldin dediğinde size
We siz gulumsediginizde..
Yağmuru özlediğinizde..
Mavi olmaktan çok keyif alırken bı yandan da pembe rengini keşfettiğinizde hayatin..
Oluruna birakiverdiginizde her yeni gunü...
Sessizlik baslar..

Bir gun
Aslinda cok imkansizken
Ayın her yeni halı sizinle ışığını paylaşmaya baslar..
Ve anlarsınız ki paylaşmak güzeldir..
Sonra sessizlik..

İçinizdeki ses konuşurken..
Bir tek siz duymaktayken..
O ses der ki yabancıya

Hoş geldin hayatıma....
Renkleri keşfetmek sadece bir tek hosgeldin kelimesine yüklenmekte olan anlamlar kadar bastırır aslında..
Dalgalar kadar karmaşıktir mavi
İsyanın dengesidir yesil..
Ve pembedir nar taneciklerinin rengi..

Hiç solmasın içimizdeki nar taneleri

Herkese içindeki sesi dinlemekte olduğu
Korkmadigi
Susmadigi
Onemsedigi
Vazgecmedigi
Elbette ki güzel seslerin yukseldigi
Pembe yarınlar diliyorum:)

Pembe hayatlar İstanbul'a...