my playlist

14 Kasım 2011 Pazartesi

Yabancı..

Bi yabancı tanıdınız mı hiç? En yakınlarınızda ama uzak olanlardan..en sevdiklerinizden belki de..belki de asya familyasından..belki ailenizden biri belki arkadaşlarınızdan belki de aşık olduğunuz biri ama yabancı..çözmeye çalışırken zorlandınız mı?
Bi köpeğim vardı üniversite yıllarında..geldiğinde minicikti birlikte uyuduk ilk gün..alışmaya çalışıyordu, annesinden çekip almıştık onu. Haklıydı zorlanıyordu ve kendine benzer hiçbir varlığın olmadığı bi yerde kendini savunmasız hissetmesin diye onu yanıma aldım birlikte uyuduk..sarıldım..babamın küçükken aldığı bi oyuncak kaplumbağam var yıllardır ona sarılıp uyurum geceleri..bitek o gece tekilaya sarıldım..kendini yalnız hissetmesin diye..Adı Tekilaydı..
Elimden geleni yaptım sadece onu hep koruyacağımı bilsin istedim..anladı sanırım beni , onu çok önemsediğimi fark etmiş olmalı ki, bikaç hafta sonra canımın çok sıkıldığı bi gün salonda yalnız başıma oturup ağlarken yanıma geldi karşımda durdu ve gözyaşlarını gördüm..inanamadım..bi köpek ağlar mıydı? Eğer gerçekten sahibi olduğunu hissettiği kişi ağlıyorsa o da ağlarmış anladım..
Bıraktım o an düşünmeyi ve onu izledim..bana acıklı gözlerle bakıyordu..ağlama diyecekti belki de konuşabilseydi..en azından bizim dilimizi biliyor olsaydı ama bilmiyordu ve konuşamadı. Zaten böylesi daha iyiydi..duygularımızı yaşarken birilerinin tavsiyelerini ya da geçicek demelerini dinlemek çoğu zaman anlamsız geliyor..bir av köpeği siz üzülüyorken karşınıza geçip ağlıyorsa inanın daha anlamlı oluyor..
Kendini ifade etmenin birçok yolu olabildiğini anladım o gün..bazıları daha değerli bazılarıysa sadece öylesine söylenmiş sözler..
Şunu demek istiyorum, bazen konuşmadan ifade edebiliriz kendimizi, sarılmadan, söylemeden içimizdekileri ya da sadece gözlerine bakarak, bazen sadece susarak.. Karmaşık şeyler hissettiğimizde, hayata 1-0 yenik düştüğümüz zamanlarda, sanırız ki ifade etmenin bi yolu yok olmayacak..ama yanılırız çoğu zaman..çünkü her zaman var..
Kendini ifade etmek istiyorsa, çok istiyorsa eğer, susmalı insan..orada bir sıkıntı vardır çünkü..sakinleşmeyi beklemeli..
Bugün çadırlarında koloni halinde yaşamakta olan, çocukları soğuktan hasta olan çaresiz ve bitkin insanları izledim..işte o an sustum..içimde bir sürü şey vardı aslında söylemek istediğim..yapmak istediğim..belki küçücük çocukların sadece yanlarına gitmek sadece sarılmak değerli olduklarını hissettirmek gibi şeyler..ama nasıl olur ki? İşte o an istediğin kadar konuş, istersen sonuna ünlemler zinciri koyabileceğin bi dizi cümle kur..ne anlamı var ki?? Elinden gelen sadece düşünmek, üzülmek, iyi dileklerde bulunmak..istersen yerine koy kendini, ne fark eder? Anlamı yok..çünkü gerçekler var yaşanılanlar var, engel olamazsın. Sadece sürüklenir gidersin..
En iyisi sessizlik sanırım bazı zamanlarda..ortalığın yatışmasını beklemek..sakin olabilmek..
Hayat her şey yolunda gidiyorken dur ve düşün diyorsa eğer, dinlemeliyiz sözünü..Brendon Burchard mesajımız olduğunu söylüyor.. Hayat bize işaretler sunuyor, takip edelim diyor..
Gerçekten her günümü dolu dolu yaşadım mı?
Gerçekten sevdim ve sevildim mi?
Ve gerçekten başkalarının hayatında bir fark yaratabildim mi diyor..
Bunu ben söylemiyorum..Bir trafik kazasında ölümün eşiğinden dönüp,çok geç olmadan henüz, hayatı anlamlandırmak adına mücadele etmeye çalışan biri söylüyor..Bekleyecek misiniz siz de? Bir kazanın, bir kayıp ya da bir tutkunun sizi içine alıp yok etme çabalarını? Yoksa yürüyecek misiniz ?
Yolumuz uzun..en azından biz öyle sanıyoruz.. öyleyse yürümeli insan..
Herkes fark yaratabilir ve herkesin bir mesajı vardır hayatta..
Her gün mutfağa girip çıkan milyonlarca kadın varken, neden herkes sadece Rachael Ray’in yemek tariflerinin peşinde koşuyor?? Çünkü fark yaratıyor..
Sıradanlıktan uzak, fark yaratan bi Türkiye istiyorum..En azından 60 kişiye değil de, her aileye bir çadır verip ısıtabilecek bir Türkiye istiyorum..bu kadarını yapamayan bir ülkede biz ne yapıyoruz öyleyse? Neden fark yaratmıyoruz?
Bir puzzle yapalım hep birlikte.. Herkes kendi parçalarını eklesin..İnsanlar çaresiz kalmasın, çocuklar üşüyüp hasta olmasın, askerler ölmesin, yalnızca ayakkabıları ve paltosu olmadığı için üşümesin insanlar, uygun ilik bulamadığı için ölmesin lösev in çocukları..fark yaratalım ve bekleyelim sessizce.. sakince..son parçaları birleştirmek her zaman zordur ama ilk parçalar daha zor olur unutmayalım..başlayınca bitirebilmek dedikleri şey bu olsa gerek..başlamak her zaman bitirmekten daha zordur..biz de başlayalım parçaları birleştirmeye..sessizce, sakince, umutla, özveriyle..işte bitti dediğimiz o anda gurur duyalım kendimizle..ve yeni parçalar birleştirelim yeni hayatlarda, kaybolan umutlarda..daha değerli hissedelim..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder