Küçük bir kız tanıdım bugün..adı neydi bilmiyorum soramadım..gördüğümde boğazıma düğümlenen o şey,adı her ne ise bana kötü hissettirdi kendimi..soruyorum şimdi; sizce bu dünyada adalet var mı? Varsa da biz neden göremiyoruz hissedemiyoruz?
Küçük kız, ona çok ta uzak olmayan o duyguyu hissetmeye başladığından mıdır bilmem ama oldukça mahsumdu..ve cesurdu çoğumuzun olamadığı kadar..onu eğlendirmek adına sorduğum eğlenceli sorulara gözlerimin içine bakarak ve hiç kaçırmadan gözlerini cevap verdi..7-8 lerinde olan başka bir çocuğun belki de eğlenceli kahkahalarla, gözlerini kaçırarak, o an ilgisini çekmekte olan başka şeylere odaklanarak, çok ta önemsemeyerek vereceği soruları, gözlerime hatta ruhuma bakarak dokunarak cevap verdi..bunun adı olgunluktu sanırım..o kadar erken olmalı mıydı? Elbette ki hayır! Ama olmuştu..çünkü küçük kız uzun zamandır herhangi bir hastanenin soğuk bir odasında mücadele ediyordu..iri kömür renginde gözleri, yuvarlak ve düzgün hatları vardı. Belli ki mücadele ediyordu. Ne için olduğunu bilmiyorum ama saçları yoktu..pozitif düşünce de bi yere kadar..belli ki geceleri ağlayarak uyanıyor, midesi bulanıyor, ufacık bedeninin kaldıramayacağı acılar yaşıyor, giderek tükeniyordu..ama korkmuyordu..biliyorum korkmuyordu çünkü önemsemiyordu..sonunu bilmediği bi yolun belki en başında, belki ortasında, kimbilir belki de sonundaydı..ne olacagını çok düşünmediğinden ya da bilmediğinden korkmuyordu..sadece yorgundu..
Çoktan bitmişti oradaki işim. Zamanımın geri kalanı için planladığım klasik şeyler vardı bugün adına..ama yapamadım. Kendimi nedensiz bi şekilde suçlu hissedecektim yapsaydım..yanında kaldım bir süre.. sohbet ettim..elimden gelen bu kadardı yazık ki..daha fazlası olabilseydi keşke..
Soğuk ve hapishaneyi andıran odalarında yan yana dizilmiş ranzalarda uyumakta olan çocukları düşündüm bugün..hepsi benim çocuklarımdı..uzunca bi süre çocuk esirgeme kurumunda öğretmenlik yapmıştım. Arasıra hayat her şey yolunda giderken sorular soruyor işte..kendin için ne yapıyorsun diyor..birsürü cevabım oluyor o an..kitap okuyorum, müzik dinliyorum, arkadaşlarımla görüşüyorum, eğleniyorum, gitar çalıyorum, spor yapıyorum, kendimi kötü hissedince kulaklığımı takıp yürüyorum, tek başıma biyerlere gidiyorum kendimi dinliyorum, film izliyorum….sonra soruyor bu kez içimdeki ses, başkaları için ne yapıyorsun diye??
İşte oyle zamanlardan birinde çocuk esirgeme kurumunda uzunca bir süre öğretmenlik yamaya karar vermiştim ve yaptım..çok iyi hissettirdi bana kendimi..aslında gördüm ki çoğu çocuktan çok daha mutluları vardı aralarında. Birlikte büyüyor, paylaşmayı öğreniyor, kartopu oynuyor, film izliyorlardı..yeterince adil deyip avuttum kendimi..düşündüğüm kadar da kötü değildi..belki de pozitif olmak adına kendimi kandırdığımı düşünebilir birçoğu ama öyle değildi tam olarak..birazcık kandırmaca vardı elbette. Yine de yaşayacakları upuzun (umuyorum!) bi hayat vardı..yolun en başındalardı ve yolculuk dediğin göz açıp kapayıncaya kadar geçip gitse de, oldukça eğlenceliydi..
Sonra bugün haberlerde gördüğüm bebeği düşündüm..depremde yerle bir olan hayatların arasından sapasağlam çıkıp hayata tutunabilen küçücük bebeği..çok mutlu oldum. Son günlerde aldığım en güzel haberdi diyebilirim..
Sımsıkı tutunmalı insan hayata..kaçırmamalı güzellikleri..
Şanslıyız..Milyonlarla yarışarak geldiğimiz için, kazandığımız için, adaletin olmadığı biyerlerde kaybolup gitmediğimiz için, bencil olmadığımız için..
İçimde kalan bir şey var küçük kıza söyleyemediğim: ‘’ Üzülme melek. Yakın ya da uzak bi günde, evrene karıştığın anda fark edeceksin çok ta önemli olmadığını..güçlü olmana gerek yok..bırak kendini rüzgara..nasıl olsa o seni götürür gitmen gerektiğinde.. ‘’
Siz rüzgarı tanımlayın..bende var karşılığı ama rüzgar dediğin zaten uçsuz bucaksız..herkes kendi rüzgarıyla çıksın yolculuğuna..nereye götürürse artık….


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder