my playlist

30 Ekim 2011 Pazar

Güzel bir gün..

Havanın erken kararması engel olabiliyor bazen..diyoruz ki yetmiyor bize gün..kararlar veriyoruz, programlar yapıyoruz, akşam yemeği sırasında saat henüz 7 iken bir bakıyoruz ki hava kararmış..en iyisi akşam yemeği yememek sanırım J
Bir kısım insanlar depresif oluyorlar kış kapıdan bakarken ilk günlerde, sonra alışıyorlar..Güneşin üzerimizdeki iyileştirici etkilerini yitirdiğini düşünüyoruz belki de..çözüm çok basit.. daha erken uyanmak..
Aslında seviyorum bazen havanın erken kararmasını..böylece daha çok film izliyorum. Bazen de saatin çok geç olduğunu sanırken bir de bakıyorum ki uyumak için çok vakit var..mutlu oluyorum..hala arkadaşlarımı arayabilirim ya da film izleyebilirim ya da çalışabilirim..belki de dısarı çıkabilirim. Hala vakit var çünkü..
Yanımızdayken fark etmediğimiz insanlara yada elimizdeyken değerini bilmediğimiz maddelere benzetiyorum kışın gelmesini..güneşin geç battığı saatlerde zamanın su gibi akıp geçmesi içimizi sıkarken, kış geldiğinde saatlerin bir türlü geçmemesi de içimizi sıkıyor. İkilemdeyiz sürekli J
Düşünsenize mevsim geçişleri olmasaydı insanlar hep aynı modda olurdu..Bence çok sıkıcı. Güçlü ya da zayıf yanlarımızı fark edebilmemiz ve onarabilmemiz için işaretlere ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum..onları takip etmemiz gerektiğini..
Kişinin korkuları varsa, örneğin yalnızlıktan korkuyorsa ve bunu sürekli düşünüyorsa, evren sinerji yaratıyor o an.. diyor ki madem ki yalnız kalmak seni korkutuyor ve üzüyor yalnız kal bakalım..sonra kişi yalnız kalıyor, üzülüyor korkuyor ve bir bakıyor ki alışıyor..hatta sevmeye başlıyor..
Kişi karanlığı sevmiyorsa, hep ışığa bakıyor. Evren diyor ki elektrikleri kesmeliyim  ve yalnızca karanlığı sevmeyenler fark etmeli. O an kişi mum yakıyor bekliyor ve bianda fark ediyor..aslında hiç fena olmuyor mum ışığında düşünmek, hayal kurmak, özlemek..
Kişi terk edilmekten korkuyor..hep terk ediliyor..çünkü evren düşündüklerini sunuyor sürekli ona..sonra bu duyguyu aşmaya ama gerçekten aşmaya karar veriyor ve düşünmüyor..bir de bakıyor ki ne terk ediliyor ne de terk ediyor..aslında her şey kendiliğinden oluyor..
İyi dostları olduğunu düşünüyor kişi..öyle çok düşünüyor ki hep arıyor, soruyor, merak ediyor..evren küçük resimler sunuyor önüne o anda. Eski fotograflar belki ya da biyerlerde sakladığı küçücük ama anlamlı hediyeler..sonra elbette ki dostlarını hatırlıyor ve hatırlatıyor kendini kişi..böylece bir de bakıyor ki ne zaman ihtiyacı olsa bir anda telefonu çalıveriyor..tesadüf diyor..kimbilir belki de öyledir..
Tüm bunları nerden mi biliyorum?
Çünkü yaşıyorum..gözlemliyorum..görüyorum..konuşorum..
Bunların hiçbiri korkutmuyor beni..evreni arkanıza alırsanız emin olun sizi de korkutmaz..
Tüm bunların arasında en basit olanı mevsim geçişleri sanırım..Türkiyenin tam olarak Dubai olmasını istemem..isteyen birileri olduğunu da sanmıyorum..ama biraz yakın olsa hiç fena olmazdı oyle değil mi?? Evrene güvenimiz sonsuz..kimbilir belki türkiyede dört mevsimin ilkbahar-yaz arası bir tatta olduğu günleri de görürüz J
Bugün hava daha sıcak ve daha erken kararmamış olsaydı muhtemelen tezimin eksik kalan kısımlarını tamamlama girişiminde bulunmamış olacaktım J benim için süper bir gün oldu..umarım sizin için de öyle olmuştur..
Kışı seviyorum..kimbilir belki de her doğumgünümde kar yağdığı içindir J

26 Ekim 2011 Çarşamba

Sadece 7 gün..Karmaşık mucizeler..

Bazen gitmek çok iyi gelir. Gitmek istersin ama nereye olduğunu bilmezsin..Bir yere ait hissetmek istersin ama hissedemezsin..İşte tam da orada bir sıkıntı var demektir..Hiçbir yere ait hissedemediğinde bocalar insan, boğulur, korkar..Yalnız hisseder. Yalnız hissetmekten daha kötüsü yoktur hayatta..En yakınların en sevdiklerin başka saatlerde güneşin batışını izlerken, sen başka saatlerde izlersin..Kayan bi yıldızı gördüğünde onları düşünürsün, yanında hayal edersin ama olmazlar. Onlar göremez de zaten senin kayan yıldızını. Aynı anlarda gökyüzüne bakabildiğin çok az insan olur hayatta..Onun adına da dostluk denir..
7 günde yaratmış Tanrı evreni. Adına dünya demiş..isimler vermiş her birimize..çizgiler çizmiş, sınırlar koymuş..Yetenekler vermiş ama tüm bunların hepsinden daha özel anlamlı bir şey daha vermiş..Hissedebilmeyi eklemiş yüreklerimize..Biz işte belki de sırf bu yüzden zaman zaman kendimizi yalnız hisseden, korkan, gülen, üzülen, sevinen, mutlu olan, aşık olan, özleyen olmuşuz.. Kimi zaman bir yük gibi gelmiş tüm bunlar omzumuzda kimi zaman tam tersi..
Peki hepimizin içinde parça parça olan bu şeyler neden farklılaşmış üzerimizde şekillenirken?
Büyüdüğümüz yerden mi, soluduğumuz havadan mı, karşımıza çıkan insanlardan mı, yoksa kader dedikleri o şey mi bizi birbirimizden farklı kılan olmuş?
Ben sanırım pek inanmıyorum kadere..İnsanların pek çok yolları var onlardan birini seçmek, ikisini seçmek yada hiçbirini seçmemek tamamen bizim elimizde..
Ben sadece birini seçmeyi tercih ettim hep..çünkü iki yola aynı anda gitmek sadece huzursuz eder, sınırlar çizer yürüdüğün yolda, özgürlüğünü kısıtlar..Yalnızca birini seçmek ise rahatlatır..
Dostluk denilen şey sadece biraz şanslı biraz da özverili insanların başına gelir..Seçtiğin yollardan biri de burada şekillenir..sen dostunu seçersin o seni şekillendirir zaman zaman..sen aileni seçemezsin ama o da şekillendirir seni..Asla kaderini çizemez belki ama şekil verir özel hissettirir..
Diyorum ki içimizden geleni yaşayalım. Korkular olmasın kalabalıklar olmasın..Az ve öz olsun ama anlamlı olsun..Cümleler karışacağına, kelimeler konuşsun..Bazen tek bir kelime daha anlamlı olabiliyor. Hep onları seçelim daha özel olsun..Özveri, cesaret, biraz da umut olsun..Hepsinin içi dolu olsun. Biz seçelim onlar bize güç versin..Biz seçelim onlar bizi şekillendirsin..Yeter ki biz seçelim yaşamak istediğimiz hayatı..
O kadarcık huzur olsun…

16 Ekim 2011 Pazar

Pişmanlık

Çok sevdiğim birini son yolculuğuna uğurlamadığım için pişmanım
Küçükken anneme en küçük ayrıntılarını bile anlatırken hayatımın, bugün anlatamadığım için,
Mutsuzken mutluymuş gibi rol yaptığım ve yazık ki bunu alışkanlık haline getirdiğim için,
Bitanecik yeğenimin ilk doğumgününe gidemediğim için,
Bazı zamanlarda engel olmaya çalıştığım hislerimin kalbime söz geçiremediği çizgiler için,
Babama arkadaşlarımla tatile gitmek için yalan söylediğim için,
Babaannemi son gördüğüm gün biraz daha kal burada demesine rağmen gittiğim,
Sonra yine gelirim dediğim için,
Anlamsız insanlara anlamsız duygular yüklediğim için,
İçime atıp orada biyerlerde büyüttüğüm için,
Artık kabuğunu kırıp çıkmak istediğim halde üzerimde şekillenen bazı somut duygularım için,
İnsanları ne düşünürler diye gereğinden fazla önemsediğim ve bunu alışkanlık haline getirdiğim için,
Sonra yaparım nasıl olsa deyip te yapamadığım her şey için,
Pişmanım..
Hani hep derler ya;
Asla pişman olma, pişman olacağın şeyler yapma diye..
Çok büyük bir yalan!
Ben tam tersini söylüyorum..
Pişman ol zaman zaman,
Ol ki
Ders olsun birdaha yapma dedikleri için değil,
Yapmaman gerektiği için..
Yalnızca kendi yolunu kendisi şekillendiren insanlar pişmanlık yaşarlar benim gözümde.
Başkaları uyardığında söz dinledikleri için pişman olmayanlar vardır bir de,
Onlar şekillenemezler hiçbir zaman,
Hep birilerinin gölgesinde yaşamaya mahkum kalırlar..
Ben pişman oldum zaman zaman bir kısım insanlar gibi
Ve asla pişman olmadım yaşadığım bu duygu için..
Belki de birtek bunun için,
Asla pişman olmadım..

5 Ekim 2011 Çarşamba

Diego' ya...


Kötü günümde yanımda olmadığın zaman vazgeçtim.
Canın sıkıldığında benimle paylaşmadığını,
kırılacak veya tedirgin olacak olsam bile
düşüncelerini açıkça söylemediğini anladığım zaman vazgeçtim.
Bana yalan söylediğini anladığım zaman vazgeçtim.
Gözlerime baktığında kalbinle bakmadığını
ve bana hala söylemediğin şeyler olduğunu hissettiğimde vazgeçtim.
Her sabah benimle uyanmak istemediğini,
geleceğimizin hiçbir yere gitmediğini anladığım zaman vazgeçtim.
Düşüncelerime ve değerlerime değer vermediğin için vazgeçtim.
Ağrılarımı dindirecek sıcak sevgiyi bana vermediğinde vazgeçtim.
Sadece kendi mutluluğunu ve geleceğini düşünerek
beni hiçe saydığın için vazgeçtim.
Tablolarımda artık kendimi mutlu çizemediğim
ve tek neden “sen” olduğun için vazgeçtim.
Bencil olduğun için vazgeçtim.
Bunlardan sadece bir tanesi senden vazgecmem için yeterli değildi,
çünkü sevgim yüceydi.
Ama hepsini düşündüğümde senin benden çoktan vazgeçtiğini anladım.
Bu yüzden ben de senden vazgeçtim.