Karanlıktan korkar mı insan?
Bazı geceler güneş hiç doğmayacakmış gibi gelirdi Aylin e ama bilirdi günün ilk ışıkları elbette ki içini ısıtacaktı erken saatlerden birinde. Her nedense bilirdi ama korkardı..Bazı gecelerse tam tersini hissederdi. Az sonra sabah olacakmış hissi..Olmasını istediği anlarda böyle hissederdi belki de..
Güzel bir gün geçirmişti Aylin..80 li yıllarda, tam da darbenin ülkeyi hakim ettiği o huzursuz zamanlardan birinde sadece nefes aldığı için şükretti o gece uyumadan önce..Nereden bilebilirdi ki bu güzel ve anlık enerjinin ertesi sabah umut dolu bir güç ile döneceğini..Çok mutlu uyandı..Öyle bir enerji hissetti ki içinde, güneşin güzel olan tüm UV den uzak ışınlarını içinde hissetti ve tek bir nefes olacaktı bundan sonraki hayatına ışık tutacak olan..Tek bir nefes, tüm gerçeğiyle içine çektiği, korkmadan aldığı korkmadan verdiği ciğerlerinin belkide daha önce hiç hissetmediği tek bir nefes..Hayatı değişecekti. Değişti..
O gün kalabalıklar içinde telaşlı bir güne başladı..Önce okula gidecekti sonrasında arkadaşlarıyla sessiz film oynamak için sözleşmişlerdi. Günlerden salıydı. Salı günlerini pek sevmezdi. Haftanın ne başı ne sonu ne de ortası olduğundan diye düşünür ama anlam yüklemezdi. Hiçbir şeye anlam yüklemekten hoşlanmazdı çünkü anın değerini bilir güzel bir gün geçirmek istiyorsa eğer, o gün Salı da olsa güzel bir gün geçirirdi.. Tuttuğunu koparan hırsı, gözyaşlarını gizlemekten hoşlanmayan ama elinde olmadan duygularını her daim içinde yaşayan, mutluluklarını paylaşan paylaştıkça güzelleştiren ama hüzünleri paylaşmaktan nefret eden, çünkü yine paylaştıkça büyüdüğünü düşünen şahsına münasır biriydi o da..Tıpkı her insan gibi. Kendine has özellikleri vardı..
Ankara Üniversitesi sosyal bilimler fakültesi öğrencisiydi..Ders çalışmaktan nefret eder, o dönemin kargaşalarından korkar ve çoğu zaman okula gitmek istemezdi.. Ailesi vardı elbet ama çok şanslı sayılmazdı. Teyzesi Leyla onun en önemli dostuydu. Anne babasını hiç tanıyamamıştı yazık ki.
Gelelim o muhteşem Salı gününe..Okuldan sonra arkadası Nazlı nın evine gitti. Orada kız kıza sessiz film oynayıp dedikodu yapacaklarını düşünürken, kapıyı çaldığında kapıyı Ömer açtı. Ömer kimdi? Daha önce görmemişti. Uzun boylu, oldukça yakışıklı ve biraz da gizemli bir tipti Ömer..Gördüğü anda etkilenmişti. İçinde bir şeyler kıpırdamaya başlamıştı. Bu duyguyu daha önce elbette ki hissetmişti ama bu kadar gerçek miydi tartışılır, kendisi de bilmiyordu..Ömer Nazlının ağbisiydi..
Sessiz film oynama planı bir anda yerini sohbet artı bira keyfine bıraktı. Arada arkadaşlarıyla içmeye bayılırdı Aylin..Kızlar okuldaki son dedikoduları birbirlerine verirken Aylin ve Ömer inanılmaz bir enerji yayıyordu etrafa..Laf lafı açıyor, zaman su gibi akıp geçiyordu. Aylin huzurluydu hiç olmadığı kadar..Bugün bitsin istemiyordu. Bitse de Ömer i ertesi gün, sonraki gün, hatta hergün görmek istiyordu..Şüphesiz bunun için dua edecekti..Henüz bilmiyordu..
Zamanı bilirsiniz. Geçmesini istediğinizde sizi zorlar birtürlü geçmek bilmez. Ancak konu geçmesini istememeniz ise anlamazsınız nasıl geçtiğini..Aylin de anlamadı, Ömer de..Aşk mıydı bu? Yoksa bu ülke kargaşasında, kayıplar verilirken her yeni gün insanlar umutlarını kaybederken duyulan, beklide duyulması gereken bir huzur muydu yalnızca? Sadece temiz bir aşkın ilk adımları olabilir miydi acaba? Aylin bu soruları kendine dakikada bir soruyordu. Aynı zamanda Ömer in maceralarını dinliyordu ama konsantrasyonunu ve kontrolünü tam anlamıyla kaybetmişti..Ne de olsa ilkti bu kadarı..İlkler en güzel en korkusuz olsa da, fazlasıyla saf olduğundan mıdır bilmem ama kontrolsüzdü..Güzel hissettiren de, o kendini rüzgara karşı bırakma hissiydi zaten.. Bir kez yara alırsa insan bir daha o rüzgara karşı yürürken daha kalın giyiniyor..Bunu öğreniyor..Kalın giyisiler de kalıplaşıyor üzerinde. Kendin oluyorsun ama korunmasız diil..Her dönem için farklı olan bu yaşanmışlıklar her dönemde farklı tatlar katıyor hayata..Aylin için de durum tam olarak böyleydi..
Ve sonunda gün bitti. Aylin evine döndüğünde teyzesi karşıladı onu..Bir tuhaflık vardı. Başka bakıyordu gözleri bugün ama üzerine gitmedi Leyla..Aylin direk odasına gitti yatağına uzandı..Fonda hafif bir müzik ve gece lambası eşliğinde derin bir nefes aldı onu düşündü düşündü ve sonunda uykuya daldı..
Çarşamba! Hafta ortası gelmişti bile..Bugün daha iyi hissediyordu kendini..Karmaşaların tam da ortasında içini ısıtan güzel bir şeyler oluyordu..Umurunda değildi çünkü aşıktı.
O hafta Ömer i göremedi. Sonraki hafta yine göremedi..Nazlıyı da gormüyordu Aylin..Giderek huzursuzlaşan, hızlı adımlarla çarpan hatta koşan yüreği Ömeri arıyordu heryerde..
Aradan tam 1 ay geçmişti ve Aylin Ömerin ve ailesinin şehirden ayrıldığı haberini aldı. Caner Ömerin en iyi dostuydu. Kapı çaldı Leyla açtı kapıyı..Caner Aylini sordu ve mektubu eline tutuşturup bir anda yok oldu. Soramadı Aylin..Aklındaki tek şey mektubu okumaktı ve öyle yaptı..
Sevgili Aylin, bugün günlerden Pazar. Çok uzaklarda bir kentte seni düşünüyorum. Çok ani oldu şehirden ayrılmamız. Annem ve babam artık orada yaşayamayacağımıza karar vermişler. Çok önceden verilmiş ve planlanmış bir kararın piyonları olarak bize rol olarak biçilen sadece gitmekti..Biz de öyle yaptık. Nazlı oldukça iyi. Buraya alıştı çok sevdi..Bense yaşanmamışlıkların içimde bıraktığı o derin hüznü hissediyorum günlerdir. Babam terk etmeliydi. Savaşını kaybedecekti yoksa. Onun hırsları umutları geleceği için verdiği karara bizler de saygı duyduk. Başka şansımız da yoktu zaten. Okyanusu aştık Uzunca bir yolu geride bıraktık. Garip bir hüzün var içimde. Seni unutmadım. Sadece bunu bilmeni istedim. Önemli çünkü hayatımdaki tek gerçeksin şuan. Salı günlerini çok seviyorum. Her Salı günü seni düşünerek uyuyor olacağım. Sen de bana iyi dileklerini gönder olur mu? Seni bulduğum gün hala öyle bakarsan anlarım ki aşk gerçekten dünyadaki tüm savaşlardan, kötü olan her şeyden daha güçlü. Bakmasan da ben biliyorum. Çünkü bu bana güç veriyor..Beni unutma..
Ömer
Bugün günlerden Salı. Ömer adında bir oğlum oldu. Çok mutluyum çünkü sevdiğim adamla birlikteyim. Her Salı onu düşündüm uzunca bir süre bu bana güç verdi..Aldığım bir nefesle birdaha tadamayacağım o duyguyu hissedeceğimi bilemezdim. Güzel olan ulaşılmazlık bile olabilir bilmiyorum..Ömer hergün biraz daha büyüyor..Ben hala özlüyorum..Seni hiç unutmadım..
Aylin
2005 yılının mayıs ayında Aylin teyzesiyle yemek yerken kapı çalmıştı. Gelen Ömerdi..Onca yolu sadece Aylini görmek için gelmişti. Bir süre Leylanın evinde kaldı. Geri dönecekti ama dönerken sevdiği unutamadığı o kadını da götürecekti yanında. Söz verdiği gibi..
Ömer ve Aylin evlendiler. Ömer adında bir çocukları oldu. Aylin sevdiği adamla beraberdi. Aşkın, yerini sevgiye bıraktıgı ilerleyen zamanlarda, çok iyi hissediyordu Aylin. Adı Ömerdi çünkü hayatındaki en değerli şey Ömerdi. Kalbinde tek bir Ömere o kadar yer ayırmaktansa o kısmı 2 kişiye paylaştırmak istedi. Öyle yaptı..
Günlerden salıydı..Aylin ve Ömer pencerenin önünde yağmurlu bir kış gününde kahvelerini yudumlarken, geride bıraktıkları 70 yılın krıtiğini yapıyorlardı..
Salı günlerini sevmez iken, aldığınız bir nefesle bir anda Salı günü uğurlu gününüz bile olabilir..Sabit fikirleri olmamalı insanın. Salı günü antipatik geliyorsa, onu güzelleştirmek adına bir şeyler yapmalı ki, o güne o enerji yüklenmesin.. Yalnızca 7 günümüzün olduğu şu kısacık ömürde, hepsini sevsek daha güzel olmaz mı? Kötü ve mutsuz hissettiren hiçbir şeye anlam yüklemediğiniz, aksine anlamlandırmak adına çaba sarfettiğiniz, umutsuz olduğunuz anlarda güneşin aslında hergün doğmakta olduğunun sizi aydınlatacağının farkında olduğunuz, savaşların olmadığı, insanların zamansız ölmediği, zaten kısacık olan her günün anlarını anlamlandıran umutlarınız, her yeni gün sizinle olsun..Mutlu salılar, mutlu yarınlar ..J


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder