my playlist

24 Ağustos 2011 Çarşamba

Aşk kadar gerçek..

İlk kadınlardan başlamak istiyorum hikayeme..Sonrasında erkekler konu olacak..Belki bende bir kadın olduğum içindir:)
Yüzyıllar öncesiydi..o zamanlar hawa wardı su wardı hayat wardı ama biz yoktuk.. İlginç ama bu hikaye çok eski hayatları anlatacak size. Hayalimdeki ilk insanı anlatmak istiyorum şuan. Bir erkek düşündüm sanki ilk erkek gelmiş gibi geliyo dünyaya öyle hayal ettim bilmiyorum ne kadar doğrudur ?? :)


İlk erkeği bu şekilde hayal etmem size biraz tuhaf gelmiş olabilir :) 
Ozamanlarda kadınlar henüz gelmemişti bence çünkü onlar gelişimlerini dünyada tamamlamamış olabilirler sanki gelişip te gelmişlerdi dünyaya gibi geliyo .. 
Sara 21 yaşındaydı.. Hergün onu düşünerek uyanıyor ilk ona günaydın diyor onu düşünerek yaşıyor we elbette ki onu düşünerek uyuyordu.. Onun platonik aşkıydı Roman..Kendini alıkoyamıyordu onu sewmekten..Bu çok uzun sürmedi. Yaklaşık 6 ay boyunca platonik olarak yaşadığı aşkını, tam da artık rüyalarında görmeye başladığı anda yanıbaşında bulmak çok hoşuna gitmişti. İlk zamanlar onun dünyadaki en önemli şey olduğunu düşünüyordu. Oysa ki zayıf yanları wardı Romanın her insan gibi..ama o bunu bilmiyordu henüz çünkü öyle çok büyütmüştü ki gözünde..Büyütmemeliydi belki de en başından ama elinde diildi.. Kadınlar hep böyledir aşık oldukları erkekleri gözlerinde oyle bi yere koyarlar ki sonra karanlık olunca neden karardı hawa diye sorarlar. Basit düşünebilselerdi hayat belkide çok daha kolay olacaktı ama Sara da yapamadı bunu. tıpkı her kadın gibi.. Roman onun hayatının anlamı olmuştu. Birlikte yemek yiyor, avlanıyor, şarkı söylüyor, bakışıyorlardı..Tabi ozamanlar sinema tiyatro falan yoktu sosyalleşmek adına ağaçtan meywe koparıyor balık awlıyor, arasıra keşfediyorlardı..Hayat çok eğlenceliydi. Aşık olduğumuzda zamanın yada mekanın bi önemi yoktur. heryerde uyuyabilir heryerde uyanabilir kısacası heryerde yaşayabiliriz. onlar da ormanın birinde üstlerinde üçgen giyisileri olan homo erectuslardı. İlk birbirlerini keşfettiklerinde 22 yaşına gelmişlerdi. Sara çok mutluydu çünkü yanında onu koruyan Roman'ı wardı. Roman arada sadece Sara için balık tutuyordu..zaman geçtikçe Sara Roman'ı çok fazla daha fazla sewdikçe, hatta birlikte ölmek isteyinceye kadar, herşey çok güzeldi. Bir an geldi we Sara kontrolünü kaybetti..ilk insan olabilir ama sonuçta onun da duygu kontrolünü kaybettiği zamanlar olmasından daha doğal ne olabilirdi ki? 
Kendisini penguen gibi hissetmeye başlamıştı. Bilirmisiniz penguenleri doğduklarından sonra babaları taşırmış kadınlar yemek getirirmiş we o sırada bebek penguen babasının ayaklarıyla göwdesi arasında geçirirmiş ilk anlarını. Sonuçta buzullardalar we üşürlerse ölecekler. Sara da sawunmasızlaşmış we hep Roman korusun onu ısıtsın üşümesin istemiş..ama zamanla Roman'a sıkıcı gelmeye başlayan bu durum dayanılmaz bir hal almaya başlamış..çünkü hep Sara üşüyor Roman ısıtıyormuş..ikisi de kendince haklı aslında..
Soğuk bir kış günü Roman Sara yı bırakıp keşfe çıkmış. Sara çok üşümüş. öyle çok üşümüş ki vücut ısısı bi yandan kalbinin organlarına yaydığı soğuk enerji onu kendinden almış. olduğu yere yığılıp kalmış..biraz erken gelseymiş Roman onu kurtaracakmış ama geç kalmış.. bu arada Roman neredeymiş? Aslında çok mahsum sadece yalnız awlanmak istemiş..tabi Sara nın kafasındaki kurgularını tahmin edersiniz..tam 6 kez güneş doğmuş we 6 kez batmış. sabahın ilk ışıklarında Roman geri döndüğünde kafasında Sara ya sarılmak warmış. onu ne çok özlemiş. uzak olmak onsuz bi hayatın zor olacağının habercisi olmuş Roman a. ama çok geç olmuş. döndüğünde kız uyuyormuş. uyandırmak istememiş ilk önce beklemiş beklemiş..dokunmamış sarılmamış..belki beklemeseymiş Saranın soğuktan donan bedenine birkaç saat belki birkaç dakika önce dokunsaymış, ısıtsaymış onu belkide hiç kaybetmicekmiş..ama geç kalmış..sara ölmüş..
kimin suçu ? acı çeken? ölüme mahkum olan? geç kalan? kurgulayan? 
Buradaki tek gerçek kadın we erkek arasındaki fark..aslında ikisi de ne kadar mahsum ne kadar sewgi dolu iken bir anda ikisi de en suçlu olmuş..keşke!! geç söylenmiş keşkeler ozamanlardan beri warmış anlayacağınız..tıpkı romanın, Sara nın sonsuz uykusunda seni sewiyorum diye fısıldarken, Sara nın başka bir bedende sewildiğini hissetmesi gibi..
Geç kalmamalı insan! hayat telaşla akıp giderken içinde kaybolmamalı..ölüm de sewmediğin birinin yanında uyanmak kadar gerçek bence..Aşk kadar gerçek..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder