my playlist

1 Kasım 2012 Perşembe

Yarın veda edecekmişçesine bugünü yaşayan insanlara...


Dünya batıdan doğuya dönmekte idi..
Bir anda bir adam fark etti ki aslında dünya doğudan batıya dönüyordu
Başka bir adam başka bir şehirde dünyanın aslında dönme-mekte olduğunu iddia ediyordu..
Sonra karar verdiler
Birlikte son vereceklerdi bu bilinmeze
Cevap arayacaklardı akıllarına gelip durmakta olan sorulara
Mantık arayacaklardı..

Yaşanmışlıklar vardı
Başka şehirlerde, başka insanlarla, başka açılarda
Alınan kararlar, verilen sözler vardı
Acısıyla tatlısıyla bambaşka hayatlar vardı
Bir araya gelip dünyanın nereye dönmekte olduğunu sorgulamaya kalkıştıklarında
Bir türlü bulamadılar cevabını
Bir cevap var mıydı?
Belki de vardı..
Hayatı göreceli yaşayan insanlarız çoğunlukta..
Okyanusun dibinde birer kum tanesi derler bizler için
Doğrudur
Milyonlarca kalp her gün çarpmakta iken
Biz kendimizi ne çok önemsemekteyiz
Ya da önemseme-memiz gereken onca şeye
Ne türlü anlamlar yüklemekteyiz?
Biz sorular sorarken cevaplar bulamazken
Birileri biliyor mu gerçekleri diye düşünmekteyiz..
Benim aklımda onca soru var cevap bekleyen..
Örneğin yaşamın başı var ama son dediğin yeni bir başlangıç mıdır yoksa bir veda mıdır yalnızca?
Biz mi büyütmekteyiz beyinlerimizde?
Veda ise
Boşuna mı böylesine önemsemekteyiz kendimizi ve başkalarını?
Yok olup gidilecek günün birinde diye…

Ya da aşk var mı?
Yoksa kalp keşfedemedikleri için mi atıp durmakta?
Sonra sıkılmakta…
Sıkılınca çekip gidemeyen insanlar
Vefa duyguları vicdanlarını kurcalamakta olduğu için mi daha iyi olmakta?
Yoksa daha mı kötü ?

Hırs var mı?
Başarı?
Bir şeyi elde etmek uğruna çalışıp didinmek sonrasında elde etmek yetiyor mu?
Yoksa hep daha fazlası mı geliyor akıllarımıza?
İnsanoğlu doyumsuz..
Şüphesiz hep daha fazlası geliyor..
Sonra hayallerimiz var her daim
Düşünüyorum da seksen yaşında bir dedenin de hayalleri var
On yaşında bir çocuğun da
Ruh denilen şey yaşlanmıyor demek ki
Yaşlanan yalnızca bedenlerimiz
Eskiyen yalnızca tenimiz

On yaşında bir kız çocuğu seksen yaşında bir dedeyle sohbet edebiliyorsa sıkılmadan
Ya da seksen yaşında bir dede on yaşında bir kız çocuğuna hayallerini anlatabiliyorsa
Biz değiliz eskiyen
İnsanoğlu yaşlanmıyor
Yıpranmıyor
Öğreniyor yalnızca
Güçleniyor
Sonra bir gün geliyor
Ölüp gidiyor
Ölümden sonra hayat var mı?
Belki de var
Kim bilir
Yaşayıp göreceğiz
Yaşlanıp göreceğiz..

Düşünüyorum da
Çok da önemsememek gerek hayatı
Çok fazla anlamlar yüklememek gerek
Kırmamak gerek sevdiklerimizi
Sahip olmayı bilmek ve istemek gerek
Çünkü hayat çok kısa
Ve çünkü bilemeyiz bizi nelerin beklediğini
O sebeple sevdiklerimizi mutlu etmek gerek
Çünkü en büyük mutluluktur
Sevdiklerini güldürebilmek
Ve en büyük hazdır
Yaşamaktan sevdiklerinle keyif alabilmek…

Herkese sevdikleriyle yaşlanacağı kocaman mutluluklar diliyorum
Baharın yerini kışa bırakmakta olduğu
Bu günlerde
Sevdiklerinize yarın kaybedecekmiş korkusuyla değer vermekte olduğunuz
Ve cesur cümleler kurduğunuz
Yarın veda edecekmiş gibi yaşamakta olduğunuz
Mutlu günler diliyorum..
Mutlu geceler İstanbul’a :)

26 Eylül 2012 Çarşamba

Anne..


Sana hiçbir şey vermedim ki..
Ne isteyebilirim dedi çocuk
Henüz doğmamıştı..
Henüz hiçbir şey  vermemişti
Hiçbir şey almamıştı..
Sonra sana gözlerim kapalı geldim dedi
Gözlerimi açtığımda ilk seni gördüm
İlk senin sesini duydum dedi
İlk konuştuğumda anne dedim
Demeye çalıştım ya da
İlk yürüdüğümde
Tam da düşecekken sen tuttun ellerimi dedi
Sana henüz hala hiçbir şey vermemiştim..
İlk okula gittiğimde ağladım
Sen geldin ve ellerimi tuttun gözlerime baktın
Yanındayım dedin
İlk korktuğumda karanlıktan
Sen yaktın ışıkları
Ben uyuyuncaya dek kapatmadın..
Hasta olduğumda başucumda bekledin
Ben ne hissediyorsam
Daha fazlasını hissettin
Bunu anladım
Çünkü büyüdüm..
Ve yine hasta oldum
Ama artık ben ne hissediyorsam aynısını hissedecek biri yoktu yanımda
İlk çaresizliği belki de o zaman anladım..
İlk aşkımı sana anlattım dedi
Sen henüz erken dedin endişeli bakan gözlerle
Henüz hala çocuktum senin gözünde
İlk yalnız kaldığımda defalarca aradın
Sesimdeki titreyen tınıları anladın belki de
Ben her ne kadar anlamaman için elimden geleni yapmış olsam da
Sonra dünya değişti
Ben büyüdüm
Uyudum uyandım düştüm defalarca
Yara aldım
Bir kısmını paylaştım seninle
Bir kısmını paylaşmadım yine sen üzülme diye
Sen hep hissettin
Değişen bir şey olmadı
Ben ne hissediyorsam sen de uzaklarda bir yerlerde daha fazlasını hissettin yüreğinde
Bir parçası olmak böyle bir şey sanırım
İçinde olmak
Renkleri tamamlamak
Sonra daha da büyüdüm
Kocaman oldum
Artık korkularımla yüzleşebilecek ve kendi ağrılarımı dindirebilecek kadar gerçek
Olabildim mi?
Senin kadar güçlü
Senin kadar korumacı
Senin kadar sakin
Ve senin kadar gerçek?

Anne olmak
Dünyadaki en yüce değermiş meğer
Bunu her ağladığımda seni yanı başımda bulamadığımda anladım
Anne olmak
Seni herkesten daha gerçek seven bir varlığın gücünü hissetmek
Sen sinirlendiğinde sesini çıkarmadan seni dinleyebilecek kadar sabırlı olabilmek
İstiyorum dediğinde
Ne pahasına olursa olsun
Verebilecek kadar zengin olabilmek demekmiş..
Anladım..
Şanslı insanların gerçek ve korkusuz yürekleri olan anneleri olur bu hayatta
Ve şanslı insanlar anne olur
Gerçek olanlarsa
Yaşatır kendi değerlerini
Dünyaya armağan ettikleri tohumlarda
Sonra çocuk anne olur
Sonra çocuk baba olur
Korkmaz kaybetmekten
Çünkü en değerli şeydir dünyaya bıraktığın parça
Ne pahasına olursa olsun korumakta olduğun
Gerçek kaybetme korkusunu onu kaybetmekten korktuğunda anladığın..

Bir hikaye anlattı annem ben çocukken..
O zaman anlamamıştım
Şimdi anlıyorum
Anne olunca anlarsın demişti
Anne olmadım
Ama biliyorum
Yalnız kalınca aklıma gelip duran eski günlerin en değerli parçası anne ymiş
Anladım
Kim bilir belki de daha fazlasıdır
Henüz anlamadım..
Anneler değerli
Anneler şeffaf
Onları kırmaksa
Daha sonrasında taşıyamayacağın kadar büyük bir yük aslında
Sevgi korkuların ötesinde
Bir annenin yüreğinde
Ve en yüce
Sadece sonsuz teşekkürler
Dünyada gerçekten anne olabilmiş tüm yüreklere….

24 Ağustos 2012 Cuma

Sade kahve


Tam on dakika sonra gece olacaksa hayat
Ve günlerden artık Cuma olmayacaksa
Ve rakı sofrası artık yerini uykuya bırakacaksa
Yarın nerede kahvaltı yapacağını düşünmeye başladıysan
Yarın nerede bisiklet süreceğini
Ellerini bırakıp özgürce tekerlerin üzerinde sahil keyfi yapacağını
Düşünmekteysen
Bugün artık bitmiş demektir
Ve bugün artık bir daha asla geri gelmeyecektir
Anlar olur hayatta
Hatta hayat her yeni gün yepyeni anları sunmakta olan
Geleceğin olduğu
Geçmişin olmadığı
Çünkü hiçbir zamanı geriye döndüremeyeceğin
Bir sade kahvenin gece olduğu
Rakı sonrası meze olduğu
Yalnızca birkaç uzun yıldan ibaret…
Hayat yalnızca birkaç yeni umuttan ibaret..

Yüzler olur
Kendi yüzünü görmekte olduğun bir anne yüzü
Güveni gördüğün bir baba yüzü
Paylaşmayı ve gerçek sevgiyi gördüğün bir kardeş yüzü
Acıyı ve tatlıyı gördüğün bir dost yüzü
Sonra aynaya bakarsın
Bazen gündüzü bazen geceyi
Ama tek ve yegane gerçek olan kendi yüzünü
Sonrasında insanların birçok yüzünü görmekte olduğun
Ve sonra anlarsın
Hayat aslında birkaç yeni umuttan ibaret
Ve beklemekten..
Anlar çok değerlidir
Onları güzel ve derin yaşamaksa bir o kadar özeldir
Çünkü geri gelmeyecektir
Cuma geceleri rakı sofralarının aydınlatmakta olduğu
Değerli insanların yanı başınızda olduğu
Çok sevdiğiniz birinin yolda size doğru gelmekte olduğu
Ve umutlarınızın olduğu
Güzel geceler sizinle olsun
Bu hafta sonu hepsinden güzel olsun :)
Bir sade kahveyi paylaşmakta olduğunuz güzel dostlarınızın yanınızda olduğu
Ve gecenin aslında aydınlık olduğu
Mutlu bir İstanbul olsun
Yarın umut olsun…

8 Ağustos 2012 Çarşamba

Dünya Tiyatro Sahnesi

Veda etmekten nefret edenlerden oldum her daim..
Bir de vefasız gönülleri sevemedim
Takdir edemedim bir türlü ne yaptılarsa da..
Affedemedim..
Son defa gözlerine bakamamaktan nefret edenlerden oldum
İçimdeki ağırlığı sorgulamaktan nefret edenlerden
Hayatı ıskalamaktan ders almayan
Yine de üzerine gidenlerden oldum
ve ondan da nefret ettim sonra...

Geceleri ağlayarak uyanmaktan nefret edenlerden oldum
Kabus görmekten
ve uzaklaşmaktan
Azıcık cesaret örneği sergileyemeyen insanlarla uzlaşamadım
Savaşamadım da ama
Belki de eksikliğimdi..
ya da kararım..

Sivri sineklerin yakınlarımda çıkardığı seslerden nefret edenlerden oldum
Rol yapanlardan
Hakkını aramayanlardan
ve hakkını veremeyenlerden
Sıkılınca kaçan adamlardan, kadınlardan
vefasız ve özgüvensiz yüreklerden
Sevgiyle nefretin çelişmesinden
Uykuyla uyanıklık arasında askıda kalmaktan
Enerjiye değil kadere inananlardan
Esareti yaşayanlardan
mahsum rolü oynayanlardan
Karmaşadan
Korkaklıktan
ıssız cümlelerden
Belirsizlikten
Kovalamacadan
Kararlarıma müdahele edilmesinden
En çok ta benim adıma karar verilmesinden
nefret edenlerden oldum...

Şanslıyız
Öfkelerimiz güçlendiriyor
ve ışık tutuyor yarınlarımıza..
Her yeni kavgada hatırlatıyor..
Hayatı ıskalamadan yaşayanlara
Göz yaşlarını içine akıtmayanlara
-mış gibi yapmayanlara
Dünya tiyatro sahnesinde bambaşka karakterleri oynamakta olmayanlara
ve susmayan yüreklere sözüm
yolunuz açık olsun...

6 Temmuz 2012 Cuma

Ateş ve Su....


Ateş ve su dans ediyordu
Ateş suya sordu
Alev alırsam beni söndürür müsün diye..
Su düşündü önce
Sonra hayır dedi
Ateş şaşırdı
Neden diye sormak istiyordu soramadı
Gözler anlattı bu kez
Su ateşi södürmezdi alev alırsa
Çünkü aleviydi onu etkileyen
Söndürürse egolarını tatmin edecekti
Ama o uzaklar vardı
Kendi kendine çok istediği çok düşündüğü
Hayal ettiği
Asla alev alamayacağı zamanların hayalini kurduğu
O uzaklar vardı…
Alev alamazdı
Çünkü su alevi söndürürdü..
Bu gerçekti..
Ve asla alev alamayacağını bilerek yaşamak
Hiç yaşayamayacağı o hayali kocaman bi kale yaptı içinde bi yerlerde..
Ateş hep aşk oldu
Ateş hep elde edemeyeceği bi yalan oldu içinde
O hiç yanmayacaktı
Ondandır belki de hep ateşe uzaktan baktı
Yaklaşamadı yanına
Bir gün ateş gitmek istedi
Su veda edemedi
Çünkü engel olmak isterse söndürebilecekti onu
Ateş artık ateş olmayacaktı
Ve su artık ateşe bir imkansıza bakar gibi bakmayacaktı
Ateş artık su için imkansız olmayacaktı…
Ateş gitmek istedi
Su yalnızca veda etti..
İçindeki ateş sönmesin istedi..
Bu onu daha mutlu edecekti..

19 Haziran 2012 Salı

Hayat dedi ki..


Her şey yolunda gitmekteyken dur ve düşün dedi,
Sessiz ol, az yorumla olup bitenleri ve gizemli ol dedi..
İçindeki ses çok konuşmak istedi susturuldu
Yorum yapmak istedi bastırıldı
Özgürlük istedi ertelendi
Sahip olmak istedi sonra
Olamadı
Evrendeki her sesin zaten çoktandır sahibi vardı..
Mutlu olmak istedi
Kendi içinde kendi sesiyle
Karşı koymak istedi
Kalabalıklar arasında belki de yalnız olmak istedi
Korkutuldu..
Vazgeçti sonunda
Ses uzaktan gelmeye başladı, dinlemedi..
Duymamaya başladı sonra
Az sonra görmemeye
En sonunda da olup bitenleri, başına gelenleri başka bir hayatı izler gibi izledi..

Bir gün geldi
Gece yarısını on geçerken zaman
Karar verdi
Akışına bırakacaktı hayatı
Şans verecekti..
Gerçek kararlar alındıkları zamanlarda korkular sonsuza dek kaybolurmuş karanlıkta
İrade hayatta bir insanın başına gelebilecek belki de en kötü şeymiş..
İradeli insanlar vazgeçermiş
Hayat sona doğru yürürken fark etti ki
Gözlerin gördüğü
Kulakların duyduğu
Yakınlardaki seslerin konuştuğu
Uğultular, fısıltılar, korkular..
Senin önemsemekte olduğun
Boşunaymış aslında...
Başkalarının korkularını yaşamamalı insan
Çok iradeli olmaya çalışırken geçip giden hayatı kaçırmamalı
Oluruna bırakmalı
Her yeni günün alternatifi bir sonraki günmüş aslında

Hayat dedi ki;
Ben her daim şans tanıdım sizlere
Kullanmayı bilenlere
Hırslarının gölgesinde kaybolmayan yüreklere
Durdu sonra
Ve güneş doğuyordu
Bu kez sordu

Ne kadar önemsedin ki kendini dünya dönmekteyken
Evrende anlamı bile olmayan küçücük hesapların peşinde koştun?
Sen kendini ne kadar önemse-medin ki
Kalbinin sesini susturdun?
Sen kendini ne kadar önemsemedin ki
Başkalarının gölgesi oldun
Başka hayatların kararları
Ne acı ki piyonları oldun?

Sustu sonra hayat
Yine gerektiğinden fazla konuşmuştu
Nefes aldı
Adım attı
Akışına bıraktı
Her birey seçimlerini yaşayacaktı..
O yalnızca arada sırada
Her şey yolunda gitmekteyken
Gittiği sanılırken
Dur ve düşün diyecekti..
Kapadı gözlerini kulaklarını
Susturdu sesini
Kalbini aldı yanına
Derin bir nefes aldı
Duymadı görmedi bilmedi
Sormadı..
Ertelemedi
Rol yapmadı..
Öyle kısa ki hayat
İçinizdeki ses size bir şeyleri yapmanızı söylüyorsa
İradeniz yapacağınız şeye zıt düşüyorsa
Kalabalıklar sizi korkutuyorsa
Durmayın
Ses ne diyorsa yapın..
Hayat öyle tecrübeli ki
Kadercilik oynama diyor sana
Adalet var
Sese doğru yürü diyor
Zaman kaybetme diyor
Hayat öyle tecrübeli ki
Kaybolma diyor
Mecbur olma diyor..
Rüzgarı dinle
Belki de başka bir hayatta
Bu kez aynı zamanlarda..

11 Haziran 2012 Pazartesi

Pamuk dede


Beyaz saçları vardı
Sanki kar yağmış yazın ortasında..
Dudakları titreyerek konuşuyordu
Hafif bir esinti ve
Uzakta bi deniz kokusu..
Adamın içinde umut..
Gözleri öyle güzel bakıyordu ki
Öyle derin..
Anlamlar yüklemeye çalışmıyordu hayata
Onun için hayat iki minik tavşanın ağzının ucundaydı..
Onların kendisine ve o sokaktan geçmekte olan binlerce insanın hayatlarına
İyi dileklerde bulunup denize atmaktan ibaretti..
Tek bir bakışta
Beyaz saçlı, ağır alkol kokan, ayakta durmakta zorlanan,
Pamuk gibi bir adam..
Sevilebilir mi?
Öyle derin ve öyle gerçek bakabiliyorsa evet,
Sevilebilir…

Tavşanları sevdim önce. Sonra adını bile bilmediğim o adam
Bir dilek seçti önce
Sonra bir niyet.
Heyecanlandım..
Tam biri sarı diğeri mavi iki kağıt seçecekken sordum
Burada kötü bir şey yazar mıydı?
Yazarsa çekmeyecektim..
Sorarken biliyordum aslında cevabı..
O adam, sokakta, gece yarısı, çiçeklerini anlatıp tavşanlarını sevmekteyken,
Hayatını kazanmaya çalıştığı sabaha karşı zamanlardan birinde,
Ve gülümsemekteyken en güzel enerjisiyle
Kötü ne yazabilirdi ki kağıtlarda ?
Yazmıyordu da..
Denize atmadım henüz,
Günü geldiğinde atacağım elbet
Öyle söyledi beyaz saçlı pamuk dede..
İyi dilekler için ödediğimiz bir kaç liradan sonra
Ben de bir birayı hak ettim öyleyse dedi..
Yeterince içmişti aslında
Ama öyle içten, öyle sevimli, öyle gerçekti ki sesi
Gözleri..
Onun cumartesi gecesi Taksim’in tenha köşelerinden birinde
İçmekte olduğu bira, benim şuana kadar içtiğim en güzel biralardan bile daha güzeldi..
Daha keyifliydi
Daha gerçekti..
Uzun uzun sohbet ettik
Kızım bana bira aldı dedi geçip giden birilerine..
Bir tek adını sormadım
Yeniden karşılaşır mıyız bilmiyorum, sanmıyorum
Ama 27 kocaman yıl boyunca tokuşturduğum belki de tadı en güzel biraydı o gece içtiğim..
Şerefe o pamuk dedeye:)
Tüm güzellikler seninle olsun,
Sen hep böyle gülümse
Ki oradan geçip durmakta olan binlerce enkaz senin tavşanlarının seçimleriyle gülümseyebilsin geceye
Sen gülümse pamuk dede..
şerefe :)