Kalabalık mekanlarda olmak güzeldir kimi zaman..yalnız olmadığını hissedersin..Bazen bir yabancının gözleriyle buluşur gözlerin o mekanda tek kişilik masanda kahveni yudumlarken.. sonra yabancının hayat hikayesini merak edersin sormak istersin ama çekinirsin..yine de iyi hissedersin çünkü o yabancı senin gözlerinin içine bakarken garip bir huzur hissedersin, sanki tanıyormuşçasına uzun zamandır ve gülümsersin..işte yalnızca bakabilmeyi başarabilen gözlerin gizemi..
Kimi zaman da aslında kalabalık bir masada, tanıdığın insanların arasında gözlerini kaçırırsın bakamadığından değil ama o ifadeyi yakalayamadığından belki de..yalnız hissedersin..
Çok ilginçtir ki hayatın anlamını yakalayabileceğin insanlar hiç tanımadığın kalabalıklar arasında dolaşıp dururken sen tesadüfleri beklersin..
Aslında herkes aynı şeyleri hisseder ama yalnızca sen hissediyorsun sanırsın korkarsın üzülürsün neden ben diye sorarsın kendine..cevabını bulamazsın uzunca bir süre..sonra büyürsün ve görürsün ki aslında yalnız değilsin..ya da aslında herkes yalnız..
O anlarda yıldızlara bakmayı seviyorken bulursun kendini..kayan bir yıldızdan, sakin bir denizden, ufak ufak yağan yağmurdan, dolunayın ışıltısından, güneşin doğuşundan daha güzel ne olabilir ki dersin..
Bir an gelir kimse konuşmasın istersin..küçücük seslere bile tahammül edemezsin..Ağlamak istersin, nedenini bilemezsin..sonra başka bir an gelir konuşmak istersin, içindekileri anlatmak..belki de yalnızca paylaşmak..An gelir sarılmak istersin..sevdiğin birine sımsıkı sarılmak..uzunca bir süre hiç konuşmadan sarılırsın..o anlar çok özeldir..tıpkı bazı özel insanlar gibi..onlara sarılmak güzeldir..bazen şefkatli bir baba, bazen en iyi dostun, bazen küçük bir çocuk, bazen de aşık olduğun biri..sarılmak güzeldir, paylaşmak ta..sevmek ve sevilmek te güzeldir..
Her güzel şeyin bittiği anlardan nefret edersin..sanırsın ki bir daha hiç gelmeyecek..tanık olduğun her an, iyi ya da kötü, bütünleşir ruhunla..anlamlar katar.. sonra tüm bunlar ışık tutar hayatına ya da karanlık olur bianda..
Aslında hep unutulan şudur: aydınlığı arıyorsan gecenin ortasında, günün ağarması için yalnızca güneşin doğmasını beklersen saatler kaybedersin..yapman gereken tek şey kahveni alıp yıldızları görebileceğin bir yere gitmek..zor da olsa, uzakta olsa, yağmur da yağsa yine de gitmek..başka türlü olmaz sabah..biliyorum çünkü gidiyorum..
Bir soru öyle ise: ıssız bir adaya gitsen yanına almak istediğin ilk üç şey ne olurdu ? ıssız ada sessiz gece olsun, yanına alacakların da kumdan kaleler, sıcak şarap ve hiç konuşmadan sımsıkı sarılabileceğin özel biri olsun..
O zaman gün hiç ağarmasa da olur..Let's explorer ensemble la liberté J


çok güzel..
YanıtlaSil