Yalnızca kendi hikayelerinin kahramanları olan insanlar tanıdım
Güneşin bugün ışıltısını esirgediğinden yakınıp mutsuzluğu kahramanlık sayan insanlar
İzledikleri yanlış yolları kader diye tanımlayan insanlar tanıdım
Seçimleri zorunluluk
Elde edemedikleri şanssızlık
Korkuları hurafe olan..
Ezikliği boyun eğme
Başkaldırmayı dik kafalılık diye tanımlayan insanlar tanıdım..
Aşkı alışkanlık
Alışkanlığı sevgi
Sevgiyi gereklilik olarak gören
Mücadele etmek yerine kabullenen
Binlercesi arasından kazanıp yarışı
Sonra da bunu sıradanmış gibi yaşayan
Öyle çok insan tanıdım ki..
Konuşuyoruz bazen
Sorular soruyoruz
Arayışlarımız oluyor
Hayat telaşla akıp giderken buluyoruz
Doğru zaman değil diyoruz
Dönüyoruz arkamızı
Değerini bilmiyoruz..
İnsan beynini çözümlemeyi kim başarmış ki biz kendimizi çözebilelim,
Anlamlar yükleyebilelim hayatlarımıza..
Belki kolaylaştırabiliriz ama;
Kendimizi kandırmadan
Sadece bize sunulanı değil de
Bizim sunabileceklerimizi düşünerek
Daha anlamlı şekiller verebiliriz belki de..
Hayatı daha güzel hale getirebilmenin yollarını arıyorum ben
Bu ilk adım olsun diyorum
Bir bebek düşünün
İlk adımı attığı anda yükselen alkış seslerini sonra
Ardından yüzünde beliren gülümsemeyi
Ve o anın beyninde belkide hayatının bundan sonraki her adımında nasıl hatırlanacağını düşünün..
İlk alkış, ilk gülümseme, ilk kelime, ilk arkadaş nasıl önemliyse sonraki adımlarımız için
İlk hüzün, ilk hayal kırıklığı, ilk boyun eğme, ilk korku da o denli kazınıyor beyinlerimize..
Kendi hayatlarının kahramanları olabilenler
Bunu yönetebilirken,
Başkalarının hayatlarında kaybolup gidenler
Yavaş yavaş yok oluyor
Hep deriz ki
Ölüm sessizce gelse uykudayken ya da acıtmadan
Sonrasını ve öncesini hatırlamasak
Bu da onun gibi işte
Kendini şekillendirebilenler değişime ayak uydurabilirken
Mutlu olabilmeyi becerebilirken
Kendi hayatlarının ve başkalarının esiri olanlar
Yavaş yavaş yok oluyorlar..
Garip değil mi
Herkes doğru olanı bulmak ister yanılmamak için
Oysa kimse uğraşmaz doğru insan olabilmak için..


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder