my playlist

28 Nisan 2012 Cumartesi

Aşkın gözyaşları


Toz tutmuş kitaplarını çıkardı raftan
Çoktandır okumamıştı
Birini seçti aralarından
Bir hikaye anlatıyordu Şems
Okumadı
Dinledi
Aşkı anlatıyordu
Aşk onun gözünden bakıldığında bambaşkaydı
Fedakarlık vardı en başta
Kadın erkek bakışlarını, el ele tutuşunca titreyen bedenleri, korkuları
Ya da ani başlayan çabucak biten vazgeçişleri
Geceleri ağlayarak uyanışları
Özlemleri
Neden dediği ve cevabını bulamadığı soruları
Sıkılmaları
Gitmeleri anlatmıyordu kitabında..
Aşk sonsuz olana duyulan saygıydı
Kendi dili vardı
Yazılmazdı
Okunmazdı
Yaşanırdı ve hissedilirdi en derinde
Aşk kadının erkeğe, erkeğin kadına olan umutlu,umutsuz, çekingen,
Ama egoları olan
O duygu değildi..
Derin çok derin konuşmalar
Hayata dair
Var oluşlara dair
Sımsıkı inanışlardı..
İnandığı şeye sımsıkı bağlanışlardı..
Ve gitmekti
Karsındakinin canını acıtacaksa eğer
Kendi canının daha çok acımasıydı..
Ne olurdu ki en fazla?
Ne de olsa ölümlüydü dünya…
Gözyaşları vardı aşkın
Şems bakıyor Mevlana’ya
Tam da ölmek üzereyken
Yedinci ve en tesirli bıçak darbesi ensesine geliyor, boynu bükülüyor
Saçlarından tutarak kafasını kaldıran dervişin niyeti Şems’in başını gövdesinden ayırmak iken
Baş derviş engelliyor
Bırakın son nefesini versin. Sonra da en yakın kuyuya atın. Avluyu yıkayın! Diyor..
Şems hala son nefesini vermemişken..
Sille taşının üzerindeki başını hafifçe kaldırıyor Şems
Mevlana geliyor o sırada
Mendili açıyor elleri titreyerek
İçinde sarı kağıda yazılmış bir not;
Ölümüm gözlerinin önünde olsun istedim
Gör ki aşk için ölmek ne demekmiş!!
Şems veriyor son nefesini, Mevlana olduğu yere düşerken..
Kendinde ancak titrerken bedeni düşünüyor..
Aşkı için biri ölüyor..
Ne yücedir….
Biz neredeyiz?
Öylesine günü geçirip dururken
Fark ediyor muyuz kimleri öldürdüğümüzü
Yok ettiğimizi
Ne acıdır ki
Herkes kendini en çok düşünüyor
Birileri var parmakla sayılamayacak kadar az da olsalar
Onlar düşünürken duruyor dünya
Ve yine başa sarıyor..
Son sözümü söylesem de öyle gitse diyor
Ama söyleyemiyor
İçinde kalıyor..
Gözyaşları oluyor aşkın
İçine akıyor
Daha çok acıtıyor..


8 Nisan 2012 Pazar

Mavi..yeşil..biraz da insan..

En çok mavi rengi seviyorum hayatta
Yeşil mavinin yanında daha doğal kalıyor
Belki biraz daha özgür
Mavi sert
Mavi deniz
Rüzgara karsı gelebilen
Belki de sesi bu kadar yükselebilen
Tek gercek sanıyor kendini
Biliyor
Tek gercek o
Çünkü bir tek o fırtınada, yağmurda, kıyamette, depremde
Hiç bir doğal afette yok olmuyor..
Öyle güçlü öyle derin ki evrene bağlılığı
Yılmıyor savaşıyor
Korkmuyor..
Yeşil ise güneşe bağlamış hayatını
Varlığını armağan etmiş ona
Gelirse parildiyor
Yok eğer gelmezse soluyor..

İnsanlara benzetiyorum doğayı..
Kimimiz küçücük fırtınalarda yoruluveriyoruz
Vazgeçiyoruz savaşlarımızdan
Terk ediyoruz sonra..

Kimimiz ise güçlü..
Her ne olursa olsun vazgeçmiyoruz
İstediğimiz her ne ise iyi biliyoruz
Pesinden gidiyoruz
Tercih ediyoruz..
Tercih etmediklerimizden vazgeçtiğimiz zaman pişman olmamayı
Asla geriye dönüp bakmamayi öğreniyoruz
Bunu çok iyi beceriyoruz..

Her biri, yeşil, mavi, tercih ettiklerimiz, etmediklerimiz,
Korkularımız,kabullenislerimiz..
Kaçıp gitmek isteyislerimiz
Sonra inanılmaz keyif alışlarımız hayattan..
Tek düze olamayışlarımız..
Olduğumuz anlarda boğulmalarımız..
Her biri farklı tatlar katıyor hayata..
Bizim hayata
Bizim birbirimize karışmalarımız
Bütün oluşlarımız
Olmaya calışmalarımızı benzetiyorum ben,
Renklerin doğaya karışmasına
Ortaya çıkan gök kuşağına..
Evrende yarattığı o güçlü duyguya..
Adı huzur olan..
Herkese huzurlu pazarlar;)