my playlist

27 Eylül 2011 Salı

şerefe :)

Ben insanların tutarlı olduğu bi dünyada yaşamak isterdim.. neden mi??
Anıl ve Gizem konu olacak hikayeme. Anıl Gizemi çok seviyordu. Ona deli gibi aşıktı..onsuz eksikti çünkü Gizem de aynen onun gibi eksikti o olmadıgı zamanlardan birinde..bugun aşk konu olacak. Aşk nedir? Tartışmaya açık mıdır? Yoksa sadece varsayımlardan ibaret ucu bucağı olmayan bi deniz midir? Bence denizdir.. ben denizi çok sewerim aşkı da..insan aşık olunca unutur, titrer, korkar, özler, bunun gibi bisürü şey..kaç kez aşık olur? Sayısı yoktur..bu noktada varsayımdan ibarettir diyebiliriz.
İnsan istediği sayıda aşık olur.. her önüne gelene değil elbette sadece onu kendine çeken o enerjiye aşık olur..çoğumuz geçmişte kalan yaşanmışlıkların peşinde koşarız..ben de koştum elbette ama anlamı yok. İleriye bakmalı insan geleceği görmeli..çoğu kez aşık olduğunu sanırsın. Heycananırsın ama bian gelir o gider hiçbişey olmamış gibi..işte ozaman durup düşünmeli insan. Gitmekte hatta kaçmakta olan bişeye birine neden aşık olasın ki?? Korkmadan yolunda giden, geçmişe sürgün olmayan birileri varsa yanı başında, onu düşünmeli onun için olmalı mücadelesi..
Neden her şey yolunda giderken bi anda eski aşklar gelir akla? Anlamsız ama gerçek..çoğumuz bunu yaşarız..aslında gunduz ve gece gibi, yada içkiyle meze gibi, belki rakı ve balık gibi birbirini tamamladığı sürece aşk vardır hayatta.. sadece insana olmamalı aşk! Kadına, erkeğe olmamalı..yaşama sewgiye mutluluğa mutsuzluğa, güzel olan ne warsa ona karşı hissedilebilen bi duygu olmalı..
Mevlana yı tanımak isterdim..çok güzel anlatmış aşkı..biz insanoğlu aşkı yaşamayı bilseydik eğer, her birimiz ne kadar mutlu olurduk..elde edemediklerimize değil de sonsuz yanımızda olacaklara, hayatımızı anlamlandıranlara aşık olabilseydik her şey ne kadar farklı ne kadar güzel olurdu..
Anıl Gizemi sevmişti..Gizem de onu sevmişti ama gün geldi Gizem aslında Anılı istemiyor muydu acaba diye durup düşünmeye başladı. Sonra Onur çıktı ortaya. Yoksa Gizem Onura mi aşıktı? Anılın da kafası karışıktı. Bahar ona çok ilgi gösteriyordu..acaba Anıl Gizemden vazgeçip Baharla mı olmalıydı?
Bu nası bi kaos?? Biz neden kendimizi bunu yaşamaya mahkum ediyoruz? İtiraf edelim, hepimiz Anıl Onur Bahar Gizem oluyoruz zaman zaman..neden ama? Ne anlamı var ki? Aslında hayatın tadını çıkarmak değil mi önemli olan? Neden kendimizi sıkıntıya sokuyoruz? Çünkü tatmin olmuyoruz!! Gizem Anılı sevdiği zaman Anıl tatmin olmuyor, sevmediği zaman, acıyla beslendiği zaman huzur buluyor.. rakıya vuruyor kendini ya da şaraba..o tatminsizlik eziklik duygusu mutlu ediyor onu..oysaki dışarıdan bakınca ne anlamsız geliyor..
Aşkı tanımlandırmalıyız..eski aşklar ne kadar güzelmiş dememeliyiz..eskiyi yeniyi bi kenara bırakıp kendi özümüzü yaşamalıyız..
Ben heyecan duygusunu hissedemiyorum kendi adıma..çok nadir oluyo..hayatımda belki 2 kez yada zorlasan 3 diyelim..25 yıllık bi ömür için bu sayı dejenerelerde biraz az kalıyor ama bence doğru olan bu..kavak yelleri gibi kimin eli kimin cebinde olmamalı aşk..birini seviyorsan onu beklemelisin. Nasıl olsa gelir..gelmezse de beklersin..ta ki bi başkası için atana dek kalbin..atmıyorsa durmuş demek değildir.. atacaktır elbet..zamanı geldiğinde..
Dejenere olmayan aşklara içelim oleyse..ben içiyorum.. şerefe J

19 Eylül 2011 Pazartesi

önceki hayatlar ??

Ben bundan önceki hayatımda kimdim acaba ??
Hiç bi önceki hayatınızda kim olduğunuzu düşündüğünüz oldu mu? Ya da inanırmısınız böyle ironilere? Ben bazen inanıyorum bazen gerçekten öyle olduğunu hayal ettiğim zamanlar olmuyor değil..Ben kraliyet ailesinde bir prensestim benceJ we yakışıklı prense aşıktım. O da bana tabiî ki J Babam bir kahramanmış annem de asil bir kraliçe. Erkek kardeşim çok iyi bir sawaşçı, ablam da olgun prensesJ nedense insanları aynı bıraktım mekan we zamanı değiştirdim sadece..ailemin yerinde başkalarını düşünmem hiç mümkün olmuyor da..ama isterseniz siz düşünebilirsiniz..herşey serbest bu oyundaJ amaç hayal dünyasını geniş tutmayı öğrenmek we yaşamında hayallere de yer werebiliyor olmak..
Çok değerlidir hayal kurmak. Çoğu insan bilmez, bazılarıysa hayal kurduklarını soylemeye çekinirler..oysa ki en güzel duygulardan biridir hayal kurabilmek.
Gerçekçi olmak ta güzeldir kimi zaman ama her zaman diil..canınız çok acıyabilir eğer her şey maddeyse sizin için..bence bunun için hayal kurma alıştırmaları yapmaya başlamalısınız !
Çok eski zamanlardan birinde kocaman ağaçların arasında, karşısında uçsuz bucaksız denizi gördüğü odasında, saraylardan birinde penceresinden uzaklara bakıyormuş kral..ülkesini we insanlarını öyle çok düşünürmüş ki yine onları düşünüp daha iyi olabilecek şeylerin hayalini kuruyormuş. Çok hayalperestmiş kral we bu yüzden hep çocuk gibi mutluymuş. En dibe vurduğu zamanlarda kendini başka bi yerlerde hayal edip mutlu olurmuş..Küçük kızı we oğlu da aynen onun gibilermiş. Büyük prenses ve annesi ise daha gerçekçi ve olgunlarmış. Ama herkesin birbirini çok sevdiği, kimi zaman aralarında gruplaşarak eğlendikleri kocaman bir aileymiş onlar we oldukça mutlu..
Ben büyümüşüm prenses prensle mutlu olmuş, çok mutlu olmuş..işte hayal kurmak bole bısey çok komık ama eğlencelı bı yandan J en sıkıldığım mutsuz oldugum zamanlarda hayal kurmayı sewıyorum çünkü o guzel enerjinin beni kendisine çektiğine çok inanıyorumJ
Bence hayallerimiz olmazsa gerçeklerimiz de olmaz..bunu biliyorum çünkü hayalini kurdugum şeyler genelde gerçek oluyor..mutsuzluklarım mutluluklarım, karanlıklarım aydınlıklarım oluyor..her gece güneşin doğacagını hayal edenler asla hayal kırıklığı yaşamazlar..çünkü güneş her sabah yeniden doğar..benimkiler de öyle şeyler işte..en az güneşin doğdugunu, en fazla prenses oldugunu hayal etmek gibi şeyler…JJJ

12 Eylül 2011 Pazartesi

En çok ne zaman ?

Konusurken heycanlanıyorum
Günes dogarken izliyorsam yada batarken
Yıne heycanlanıyorum
Dınlerken heycanlanıyorum
Ya da karnım acıktıgı zaman
Deniz kenarında cok hızlı atıyo kalbım
Bıde çok hızlı araba kullanırken
Denizin altında kaç dakıka kalabılırım i test ederken
Nefesimi tutup karşıdan geleni izlerken
Bir de mutluyken heycanlanıyorum
Bi bebek görünce heycanlanıyorum
İnsanlara yardım ederken
Bazen uyurken de heycanlanıyorum acaba yarın nasıl bi gün olacak diye
Ya da bu gece uyanırsam diye
Çoğu zaman da bişeyi birini görünce heycanlanıyorum
Bazen de korkuyorum
Korkuyla heycanın bırleştiği yerde tehlike çanları çalıyor
Ben yıne de heycanlanıyorum
Daha ağır basıyor..

8 Eylül 2011 Perşembe

Hayatın akışı..

Herhangi bir günü hayatınızdan çıkardığınızı düşünün, hayatın akışı ne kadar farklı olacaktır..

7 Eylül 2011 Çarşamba

Henüz zamanı gelmediyse...

Henüz zamanı gelmediyse soru sormayacaksın
Neden demiyeceksin ki soruların cevapsız kalmasın
Gülmeyeceksin henüz zamanı gelmediyse
Ağlamayacaksın..
Susmayacaksın ya da konuşmayacaksın
Soru sorulmadan cevap vermeyeceksin henüz gerçekten tanımıyorsan
Yorum yapmayacaksın önce tanıyacaksın
Sevmeyeceksin henüz zamanı gelmediyse
Aşık olmayacaksın
Korkmayacaksın
Titremeyeceksin soğuktan
İçmeyeceksin delicesine henüz büyümediysen
Kafan güzelse sahilde yürüyeceksin
Kendini dinleyeceksin
Başkalarını dinlerken araya girmeyeceksin
Derdini önce bi duvara anlatabilmeli insan ki rahatlasın
Araya girmeyeceksin
Dinlemeyi bileceksin
Sonra yorum yapacaksın , onu mutlu etmek için değil gerçekleri görmesi için
Kendi gerçeğini söyleyeceksin her zaman
Başkalarının gerçekleri seninkiler olmayacak
Ya da mutlulukları mutlulukların
Kendi hayatı olmalı insanın
Sınırsızca yaşayabildiği, düşünebildiği, konuşabildiği..
Henüz zamanı gelmediyse
Ölmeyeceksin!
Korkuyorsan, yalnızsan, umutsuzsan bile çekip gitmeyeceksin
Gerçekten seviyorsan söyleyeceksin
Kaç gün daha nefes alacağını bile bilmediğin bi dünyada
Henüz zamanı gelmediyse ölmeyeceksin..

Canımdan çok sevdiğim değer verdiğim 100 yıllık bi çınar vardı.. Çok eski hayatları görüyordum yüzünde. Gülüşü bana hayat veriyordu. Mutlu olduğu zaman ben de mutlu oluyordum. Çocukken kurabiyeler yapıyordu bizi mutlu etmek için. Her elini öpmeye geldiğimde ben o kadar yaşlı mıyım diyordu. Kendi bahçesi vardı çiçekler büyütüyordu..Belki 25 yaşında bir insanın hissedemeyeceği kadar güzel şeyler hissediyordu. Yaşamayı biliyordu, tadını çıkarıyordu..
Tam 100 yaşına gelmişti. Ama hala biliyordu tanıyordu gözlerinin içi hala gülüyordu.. Benim için öylesine değerli olan bu insan tam 100 yaşındaydı ve bi sabah uykudan uyanamadı. Hiç acı hissetmemiş olmasını diliyorum. Öyle umuyorum..Ona baktığımda hiç tanımadığım dedemi görüyordum gözlerinde. Sakin, mutlu, sevecen..O bana baktığında ne görüyordu acaba? Hiç sormadım.. Dedem yaşasaydı belki 80lerinde olacaktı ama erkenden gitmişti..Henüz zamanı gelmeden..Ben hayalimde öyle çok canlandırmıştım ki onu, babaannem dünyanın en şeker insanıdır. Hep anlatmıştı ne tatlı sevgi dolu biri  olduğunu dedemin..Mektuplarını okumuştu bana zamanı geldiğinde..Ozamanlar telefon internet falan yokken onlar mektuplaşıyordu..Bir önceki asrın insanlarından bahsediyorum. Ne güzel hayatları, heyecanları varmış..Dedem o mavi gözlü prensese her fırsatını bulduğunda onu ne çok sevdiğini soylermiş..
Soğuk bir kış günü kahramanım, babaannem bir gece babama dedemin öldüğünü soylemiş ve henüz yeni kaybetmiş gibi ağlamış, üzülmüş..Çünkü artık hatırlamıyor.. Keşke insanlar hafızalarını kaybetmese..En kötüsü bu sanırım..Hiçbirşey hatırlamamak. En derindeki acılarını bile yeniymiş gibi yaşamak..Ama kimi zaman kaybetmediğini sandığın için huzurlu olmak..
100 yıllık çınar dedemin ablasıydı..O hiç bi zaman unutmadı her şeyi hatırlayarak ve bilerek gitti bu dünyadan. Onun adına bu anlamda seviniyorum..Kahramanım ise babaannem..Herkesin bi çocukluk kahramanı vardır..Olmalıdır aslında, ki kendi çocuklarına anlatabilsin. Benim kahramanım da babaannem. Mavi gözleri, benimkiler gibi saçları olan, her zaman asil ve huzurlu olan, güveni öğrendiğim, heyecanlarımı paylaştığım insan.. Bana tavla oynamayı öğrettiği günden beri kimseye tavlada yenilmediğim insan.. Canım babaannem.. Onu uzun zamandır görmüyorum. Her gittiğimde görmek istiyorum ama korkuyorum beni tanımaz diye..Ama bi yandan da korkuyorum ya o da uykusunda gitmek isterse diye..
Keşke sevdiklerimize her daim onları ne çok sevdiğimizi söylemiş olsaydık..Ben şu an 7 yaşında olsaydım ve kahramanım hala beni tanıyor olsaydı ona hergün onu ne çok sediğimi söylerdim. Hiç ihmal etmezdim..
Henüz zamanı varken korkmamalı insan..
Yürümeli
Cesur olmalı
Gerçekten seviyorsa söylemeli
Ve ölmemeli
Henüz zamanı gelmediyse
Gururu olmalı ama abartmamalı
Hani derler ya göz açıp kapamak gibi diye
İşte öyle bir şey hayat..
100 yıl geçiyor
Ertesi gün uyanamıyorsun..
Henüz hala uyanabiliyorsan
Tadını çıkar
Uyku yakın olabilir ya da uzak..
Sen sadece tadını çıkar..